web 2.0

17 Ekim 2011

20110930 - PARLAYAN YILDIZI YARATAN BU İNSANLAR, YILDIZINI PARLATIRKEN KENDİLERİNİ Mİ SÖNDÜRDÜLER...

Parlayan Yıldızı Yaratan Bu İnsanlar,
Yıldızını Parlatırken Kendilerini Mi Söndürdüler

Dün saat 13.30’ da Van’dan Avcılar’a gelir gelmez,  belediyedeki dostlarımı ziyaret etmek istedim.
İçimden öyle geldi.
Hiç aklımda yokken…                                          
Evden çıktım ve Avcılar Belediyesi Özel Kalem Müdürü Sevgili Müjdat’ı görüp, birkaç dakika -sohbet bahanesiyle- zamanını çalayım dedim.
Ancak, ‘müdürler toplantısı’nda olduğundan görüşemedim.
*
Asansör yerine merdiveni tercihen başkanlık katından aşağı katlara doğru inerken, belediye içinde yapılan fiziksel değişiklikler dikkatimi çekti.
Her yer çiçek gibi yapılmaya çalışılıyor…
Görsellik fena olmuyor…
Kolonlara yapılan giydirmeler, bankolar, duvarlar, çok hoş.
Geliri Avcılar Spor Kulübü’ne  giden çay-meşrubat makinesi insanın hemen dikkatini çekiyor.
Onları görünce insan; "Avcılar belediyesi kendini yeniliyor” diyesi geliyor…
*
“Kendini yenilemek” deyince aklıma başka şeyler geldi…
“Kendini yenilemek…” Yani  “Eski durumundan daha  iyi olmak.”
Etrafa bakınıyorsunuz yenilenmiş masalar ve bankolar üzerinde birbiri üstüne yığılmış dosyaları görüyorum. ‘kendini yenilemek bu olmamalı’ diyorum.
Sonra, “Belki dolaplar yapılmamıştır da o nedenle dosyalar masa ve bankoların üzerinde duruyordur,” diyerek “es” geçiyorum.
*
Önce; epey zamandır (iki yıla yakın) Tuncay Bey’e (Gürpınarlı’ya) uğramamıştım. Ofisinin kapısını açıyorum ve açar açmaz da bir duvarla karşılaşıyorum, kapıyı açmamla kapamam bir oluyor. 
Sonra o kapının hemen yanında ve üzerinde ‘ŞEHİR PLANLAMA’ yazan boyalı camlı kapıyı aralıyorum, Tuncay Bey orada, ama bu oda nasıl bir oda?
Gördüklerime inanamıyorum…
Belki de ben abartıyorum.
Yok, yok ben  abartıyorumdur.
Yoksa dikdörtgen şeklindeki 50-60 metre karelik odayı (masa ve sandalyeleriyle birlikte) sekiz kişiye tahsis edenlerin mutlaka bir bildiği vardır.
*
Her neyse!
Ben  gazeteciyim yazı ve haberden anlıyorum. İnşaat ve odaların düzenlenmesinden değil. 
Dedik ya (ben bilmesem de) bilenlerin bir bildiği vardır elbette.
Ama şunu da açık yüreklilikle belirtmeliyim  ki; şehir planlamasını yapacak olan anlayış, bu odanın içinde kendi planlamasını dahi yapamaz…
Ve o birimden Avcılar’la ilgili bir şey beklenemez…
Zaten bu durum, orada çalışanların iç dünyalarına da çoktan yansımış…
Sevgili Tuncay Gürpınarlı’nın eski halinden eser kalmamış.
Sevgili Seçil kardeşim hastalanmış operasyon geçirmiş ve şu anda istirahat halinde…
O odada çalışan diğer altı  kişiyi tanımıyorum ama “Onların da o odada kaldıkları sürece ne ruh halleri düzelir ne de işlerinde beklenen verim alınır,” gibi geliyor bana…
*
Odadan çıkıyorum…
Kattaki bölmelerde çalışan memurların bir kısmı internetle meşguller, bir  kısmı karşılıklı sohbette…
Beni hiç mi hiç ilgilendirmiyor tabi,  ama  yüzlerine bakıyorum, tebessüm edenini görmüyorum.
*
Avcılar Belediyesi’ne ne oldu böyle anlamadım…
Parlayan yıldızı yaratan bu insanlar, yıldızını parlatırken kendilerini mi söndürdüler
Avcılar Belediyesine keşke hiç girmemiş olsaydım…
Yarın hafta sonu tatili efendim…
Hepinize sağlıklı, huzurlu, mutlu, gelecekten kaygısız ve tebessümle geçirebileceğiniz bir hafta sonu tatili diliyorum…


0 yorum:

Yorum Gönder